22 Temmuz 2011 Cuma

Üniversiteye Gireceklere Selam Olsun!


   Son zamanlarda nereye baksam üniversite reklamı görüyorum. Sonra farkettim ki üniversite seçme dönemi başlamış. Dedim bloga yazı koyayım belki Google'da aranan keywordlerden üç beş kişi gelir. Evet düşündüm bunu. Çünkü ben de üniversite sececekken internetteki herşeyi arayıp tarıyordum. Şimdi yazacaklarım tavsiyeden ziyade gördüklerim bildiklerimin oluşturduğu benceler. Yani tavsiye gibi ama değil, Blogun adına uygun bir yazı. Yardımım olursa ne mutlu.
     * Öncelikle şunu söylemeliyim; internette okuduklarınıza pek kulak asmayın. "Ee o zaman niye yazıyosun?" derseniz, ben öyle hayatın sırrını vermeyeceğim size bu yazıda. Zaten az buçuk kulak asın, o tamam. Ancak internet üniversitesini beğenmeyen binlerce gençle dolu. Öyle Ekşi'ye falan girerseniz bittiniz. Büyük ihtimal insanlar sınava öyle bir bileniyorlar ki üniversiteye gidince her şey mükemmel olacak sanıyorlar. Haliyle olmuyor. Sonra şikayetlenip duruyorlar. O yüzden hemen bozmayın moralinizi.
    * Yukarıda belirttiğim gibi üniversiteye girince her şey çözülmüyor. Ha, sınava hazırlandığınız seneden bin kat iyi ama öyle çimlere uzanıp sürekli bir makara, seksi hatunlar, hoş çocuklar falan yok yani. Büyük beklentiye girmeyin. Hep Amerikan filmleri yüzünden.
    * Şu okul daha iyi kesin ona gitmeliyim diye kasmayın bence. Okulun komple iyi olmasından ziyade gideceğiniz fakülteye bakın. Bir okulun iletişim fakültesi süperken edebiyat fakültesi kötü olabilir mesela.
    * Olay sadece okulda da değil bunu unutmayın. Okula gittikten sonra sürekli üstüne koyarak ilerlemek gerek. Bu, bu sene farkına vardığım bir durum bak taze taze. Yani dandik görünen bir okula gidip kendini geliştirirsen senden daha iyi okula gidip "bana bir şey olmaz bu saatten sonra" diyen adamın önüne geçersin.
    * Dershaneleri dinlemeyin. Ben dershaneye gittiğim sene "2 senelikte olsa yazın çocuklar" diyerek milleti saçma sapan bölümlere yollamaya çalışıyorlardı. Erkeklere "sekreterlik oku" diyen bile vardı mesela. Onların amacı öğrencilerini öyle veya böyle üniversiteye sokmak. İstatistiksel başarı, mis.
    * Bazı özel üniversiteler dışında (Bilkent, Koç, Sabancı gibi) özel üniversiteleri yazmayın bence. (Gerçi bu o üniversitelere gidecekseniz paranız çoktur ha o da ayrı) Burada haddimi biraz aşabilirim ama baya müşteri muamelesi görürsünüz yani. Kayıt olduktan sonra "bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz!" diyen muhasebe işleri parayı geciktirince size pislik muamelesi yapabilir. Paranızı yatırmadınız diye derslere alınmayabilirsiniz. -Yaşanmış olaylar-


     
      * " Ben özele gideceğim hem de burslu gideceğim" diye ısrar ediyorsanız o zaman şunu dinleyin: E-5 kenarı üniversitelere gitmeyin.   Son zamanlarda hızla türemiş olan "İstanbul Aydın, Arel, Şehir, Yeniyüzyıl" vb. üniversiteler kağıt üzerinde üniversiteli olmanız için ilk bulunan boş araziye açılmış arkadaşlarımız. Çok güvendiğim bir hocamın söylediğine göre, 5 yıl içerisinde bu tarz üniversiteler batacak. Evet, bir eğitim kurumu aynen bir ticarethane gibi batacak. İlk kurbanlarda kontenjanı tam dolduramayan bu üniversiteler olacak. O hocama güvendigim için bu konuda biraz ısrarcı yazdım.
    * Bu yazıyı hala ciddi okuyorsanız bu maddeyi geçiniz. Arel Üniversitesi  E-5 kenarı üniversitesi diye aşağlansa da adamlar E-6 kenarına okul yapmış. Yani rakiplerinin bir adım önüne geçmiş! Ya da sahibi çok yanlış anlamış olayı.
    * Vakıf üniversiteleriyle ilgili bir durum daha var ve bu son. Her ne kadar televizyonlarda "şöyle bir sistemimiz var, böyle icraatlar yapacağız" deseler de Türkiye'de yaşıyoruz. Hayatın pratiklerine bakmamız gerek. Bugün iş başvurusunda veya başka bir yerde okuduğunuz üniversitenin adı çok önemli. Bir nevi etiket. Bu konuda özel üniversiteler devleti geçemedi. Son dönemlerde patır patır özel üniversitelerin çoğalması sayesinde de geçecek gibi görünmüyor. (Sözüm bazı köklü vakıf üniversitelerinde tam burslu okuyacaklara değil)
   * Kendi potansiyelinizi bilin. Bak bu çok önemli sonlara yazdık ama. İlla hukuk bölümünün puanı yüksek diye onu yazmak zorunda değilsiniz. Puanı yüksektir ama belki sen onu yapamayacaksın? Daha düşük puanlı bi yerde daha başarılı olacaksın? Bu sizin salak olduğunuzu göstermez. İyi ölçüp biçin kendinizi. Yüksek puanlı yerde başarısız olmak mı, daha az puanlı yerde başarılı olmak mı?
  * Son sözüm kazanamayanlara. Evet, bir sene daha hazırlanmak büyük illet. Kitapçığı alınca didik didik edin iyice. Kötü bir yere gidip dikey geçiş, yatay geçişle sıçrama yapabilirsiniz. Test sistemini herkes yapamayabilir. Bu sizin toptan başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Didik didik ettiğiniz halde hala alan bulamıyorsanız sınav sistemine küfretmekte serbestsiniz. Paranız varsa Bulgaristan sizi bekler, sabırlıysanız 2012 yılındaki sınav...
   * Ha tam susacekken aklıma geldi. Bazı aileler baskıcı olabiliyor, bu yüzden kötü hissedebilirsiniz. Baskıyı azaltmak için sınav sistemiyle ilgili birkaç cümle kurun. "Ya baba lys-2, baraj, taban, ek kontenjan" falan diyin. Bunu duyan ebeveyn "ulan harbi çok karışıkmış yahu, haklı çocuk" diyerek baskıyı azaltacaktır.

    Sevgilerimle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder